Kardiyoloji, kalbin ve kalpten çıkan büyük damarların hastalıklarıyla ilgilenen dahili bir tıp dalıdır. Koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği, ritim bozuklukları, kalp kapak hastalıkları, yüksek tansiyon ve doğuştan gelen kalp yapı bozuklukları bu bölümün temel çalışma alanlarıdır. Kalbin kasılma gücünden ileti sistemine, kapakçıkların çalışmasından damarların iç yüzeyine kadar dolaşım sistemini ilgilendiren her sorun kardiyolojik değerlendirme kapsamına girer.
Kardiyolojinin ayırt edici yanı, hem ilaçla hem de girişimsel yöntemlerle tedavi yürütebilmesidir. Yüksek tansiyonu olan bir kişi ilaç düzenlemesiyle takip edilirken, aynı gün damar tıkanıklığı saptanan başka bir hasta anjiyografi laboratuvarında stent işlemine alınabilir. Bu ikili yapı, tanı ile tedavi arasındaki mesafeyi kısaltır ve özellikle kalp krizi gibi zamana duyarlı tablolarda belirleyici olur.
Kalbin Yapısı ve Çalışma Düzeni
Kalp, dört odacıktan oluşan kas yapısında bir organdır. Sağ kulakçık ve sağ karıncık vücuttan dönen kirli kanı akciğerlere gönderir; sol kulakçık ve sol karıncık ise akciğerlerden gelen temiz kanı tüm vücuda pompalar. Odacıklar arasında ve büyük damarların çıkışında yer alan dört kapakçık, kanın tek yönde akmasını sağlar.
Kalbin kendi kası da beslenmeye ihtiyaç duyar. Bu beslenmeyi, aortun hemen başlangıcından çıkan koroner arterler sağlar. Kalbin ritmini ise sinüs düğümünden başlayan ve özel ileti yollarıyla tüm kalbe yayılan elektriksel uyarılar belirler. Kardiyolojik hastalıkların büyük bölümü bu üç sistemden birinde ortaya çıkan aksaklıkla açıklanabilir: kas gücü, damar beslenmesi ve elektriksel ileti.
Koroner Arter Hastalığı
Koroner arter hastalığı, kalbi besleyen damarların iç duvarında yağ, kolesterol ve iltihabi hücrelerden oluşan plakların birikmesiyle gelişir. Bu sürece ateroskleroz adı verilir ve yıllar içinde sessizce ilerler. Damarın iç çapı daraldıkça kalp kasına ulaşan kan miktarı azalır.
Darlık belirli bir düzeye ulaştığında, istirahatte yeterli olan kan akımı efor sırasında yetersiz kalır. Kişi yokuş çıkarken ya da merdiven çıkarken göğsünde baskı hisseder, dinlenince şikayet geçer. Bu tabloya kararlı anjina denir. Plağın üzerindeki ince örtü yırtıldığında ise damar içinde ani pıhtı oluşur ve akım tümüyle kesilebilir; bu durum kalp krizidir ve acil girişim gerektirir.
Kalp Yetmezliği
Kalp yetmezliği, kalbin vücudun ihtiyacı olan kanı yeterli basınçta pompalayamaması durumudur. Kalbin durması anlamına gelmez; pompalama veriminin düşmesi anlamına gelir. En sık nedenleri geçirilmiş kalp krizine bağlı kas hasarı, uzun süre kontrolsüz seyreden yüksek tansiyon, kalp kapak hastalıkları ve kalp kasının kendi hastalıklarıdır.
Nefes darlığı yetmezliğin en belirgin bulgusudur. Başlangıçta yalnızca eforla ortaya çıkarken zamanla istirahatte de hissedilebilir. Yatınca artan ve oturunca azalan nefes darlığı, geceleri nefes darlığıyla uyanma, ayak bileklerinde ödem ve çabuk yorulma tipik belirtiler arasındadır. Kısa sürede birkaç kilo artış, vücutta sıvı birikiminin habercisi olabileceğinden yetmezlik hastalarına günlük kilo takibi önerilir.
Ritim Bozuklukları
Kalbin elektriksel ileti sisteminde ortaya çıkan aksaklıklar aritmi olarak adlandırılır. Kalp normalden hızlı, normalden yavaş ya da düzensiz atabilir. Çarpıntı, göğüste atlama hissi, baş dönmesi ve bayılma bu grubun sık görülen belirtileridir. Bazı aritmiler ise hiç belirti vermeden yalnızca çekilen bir elektrokardiyografide fark edilir.
Atriyal fibrilasyon, erişkinlerde en sık karşılaşılan ritim bozukluğudur. Kulakçıkların düzenli kasılma yerine titremesiyle seyreder ve kalp içinde pıhtı oluşma riskini artırdığından inme açısından önem taşır. Kalbin çok yavaş atmasına yol açan ileti blokları ise kalıcı kalp pili gerektirebilir. Karıncık kökenli hızlı ritimler daha ciddi kabul edilir ve ayrıntılı değerlendirme gerektirir.
Kalp Kapak Hastalıkları
Kapak hastalıkları iki temel biçimde görülür. Kapağın yeterince açılamaması darlık, tam kapanamayarak kanın geri kaçmasına izin vermesi ise yetersizlik olarak adlandırılır. Ülkemizde geçmiş yıllarda sık görülen romatizmal ateş, özellikle mitral kapak hastalıklarının önemli bir nedenidir. İleri yaşlarda ise aort kapağında kireçlenmeye bağlı darlık öne çıkar.
Aort darlığının üç tipik bulgusu vardır: eforla gelen göğüs ağrısı, nefes darlığı ve bayılma. Kapak hastalıkları uzun yıllar belirti vermeden ilerleyebildiğinden, muayenede duyulan üfürüm çoğu zaman ilk ipucudur. Ankara Kardiyoloji değerlendirmelerinde üfürüm saptanan hastalarda ekokardiyografi ile kapağın yapısı ve işlevi ayrıntılı biçimde incelenir.
Yüksek Tansiyon
Yüksek tansiyon, kardiyolojinin en sık karşılaştığı ve en sinsi seyreden başlığıdır. Uzun süre hiçbir belirti vermeden ilerlerken kalbi, böbrekleri, beyni ve gözleri etkileyebilir. Kalp, yüksek basınca karşı pompalamak zorunda kaldığında duvarı kalınlaşır; bu kalınlaşma zamanla kalbin gevşeme yeteneğini bozar.
Tanı tek bir ölçümle konmaz. Farklı zamanlarda yapılan ölçümlerin ortalaması, gerektiğinde yirmi dört saatlik tansiyon holteri ile desteklenir. Bazı kişilerde tansiyon yalnızca hekim karşısında yükselir; bu tablonun ayırt edilmesi gereksiz ilaç kullanımını önler.
Tanıda Kullanılan Yöntemler
Kardiyolojik değerlendirme hasta öyküsü ve fizik muayene ile başlar. Şikayetin niteliği, ne zaman başladığı, eforla ilişkisi ve süresi tanıyı büyük ölçüde yönlendirir. Ardından tetkikler devreye girer.
Elektrokardiyografi (EKG), kalbin elektriksel etkinliğini kaydeder ve birkaç dakika içinde tamamlanır. Ritim bozukluklarını ve kalp krizi bulgularını gösterebilir. Ekokardiyografi, ses dalgalarıyla kalbin çalışırken görüntülenmesini sağlar; odacık boyutları, kapak yapıları ve kasılma gücü bu incelemeyle değerlendirilir. Efor testi, yürüyen bant üzerinde kademeli olarak artan yükle kalbin zorlanma altındaki davranışını ölçer. Ritim ve tansiyon holteri, günlük yaşam içinde yirmi dört saat boyunca kayıt alarak aralıklı ortaya çıkan sorunları yakalar.
Kardiyolojide Girişimsel İşlemler
Girişimsel kardiyoloji, kesi yapılmadan damar yoluyla ilerlenerek uygulanan işlemleri kapsar. Koroner anjiyografi bu grubun temel yöntemidir; bilekten ya da kasıktan girilen ince bir kateter aracılığıyla koroner damarlara boya verilir ve darlıkların yeri ile derecesi görüntülenir.
Darlık girişim gerektiriyorsa aynı seansta balon ve stent uygulanabilir. Ritim bozukluklarında sorunlu elektriksel odağın ısı ya da soğuk enerjiyle etkisizleştirildiği ablasyon işlemi, yavaş ritimlerde kalp pili yerleştirilmesi, aort darlığında kapağın kateterle değiştirildiği işlemler de bu alanda yürütülür.
Hangi Şikayetlerde Kardiyolojiye Başvurulur?
Göğüs ağrısı ya da göğüste baskı hissi en sık başvuru nedenidir. Eforla ortaya çıkıp dinlenmeyle geçen ağrı, kalp kaynaklı olma ihtimali açısından önemsenmelidir. Nefes darlığı, çabaya göre orantısız yorgunluk, çarpıntı, bayılma ve ayak bileklerinde ödem diğer başlıca başvuru nedenleridir.
Şikayeti olmayan kişilerde de değerlendirme gerekebilir. Ailesinde erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunanlar, şeker hastalığı ya da yüksek kolesterolü olanlar ve sigara kullananlar için düzenli kontrol önerilir. Ankara Kalp Doktoru muayenesinde risk etkenleri bir arada değerlendirilerek kişiye özgü bir izlem planı çıkarılır.
Kalp Krizinde Zaman Neden Kritiktir?
Kalp krizinde koroner damar tıkandığı andan itibaren kalp kası oksijensiz kalır ve dakikalar içinde hasar başlar. Akım ne kadar erken yeniden sağlanırsa kurtarılabilen kas miktarı o kadar fazla olur. Bu nedenle kalp krizi düşünülen her durumda beklemeden 112 aranmalıdır.
Göğsün ortasında yarım saatten uzun süren baskı, sıkışma ya da ezilme hissi; ağrının kola, çeneye, sırta veya mideye yayılması; buna eşlik eden soğuk terleme, bulantı ve nefes darlığı uyarıcı bulgulardır. Kadınlarda, ileri yaşlılarda ve şeker hastalarında belirtiler daha silik olabilir; yalnızca halsizlik, nefes darlığı ya da mide rahatsızlığı biçiminde ortaya çıkabilir. Kişinin kendi aracıyla yola çıkması yerine ambulans çağırması önerilir; çünkü yol boyunca gerekebilecek müdahale ancak ambulansta yapılabilir.
Kardiyolojinin Diğer Bölümlerle İlişkisi
Kalp hastalıkları çoğu zaman tek başına seyretmez. Şeker hastalığı, böbrek yetmezliği, tiroid bozuklukları ve uyku apnesi kalp üzerinde doğrudan etkilidir. Bu nedenle kardiyoloji, iç hastalıkları, endokrinoloji, nefroloji ve göğüs hastalıkları ile yakın çalışır.
Bypass ameliyatı ya da kapak değişimi gereken hastalarda kalp ve damar cerrahisi ile ortak değerlendirme yapılır. Hangi hastanın girişimsel işlemden, hangisinin cerrahiden yarar göreceği kararı, damar anatomisi ve hastanın genel durumu birlikte gözetilerek verilir. Ankara Kalp Doktorları tarafından yürütülen bu ortak değerlendirmeler, karmaşık olgularda tedavi yönünü belirler.
Koruyucu Kardiyoloji
Kalp hastalıklarının önemli bir bölümü değiştirilebilir risk etkenleriyle ilişkilidir. Sigara, hareketsizlik, dengesiz beslenme, fazla kilo, kontrolsüz tansiyon ve yüksek kan şekeri bu grubun başında gelir. Bu etkenlerin düzeltilmesi hastalık gelişimini geciktirebilir ya da mevcut hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir.
Haftada en az yüz elli dakika orta şiddette hareket, tuz alımının azaltılması, sebze ve tam tahıl ağırlıklı beslenme, sigaranın tümüyle bırakılması önerilen temel başlıklardır. Uyku düzeni ve stres yönetimi de tansiyon ve ritim üzerinde etkilidir. Kardiyoloji Ankara kapsamındaki kontrollerde bu yaşam düzeni başlıkları, ilaç tedavisi kadar ayrıntılı biçimde ele alınır.
Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesinin yerine geçmez. Şikayetlerinizin değerlendirilmesi için bir kardiyoloji uzmanına başvurmanız önerilir.